OTTO's profileAndolsun zamana ki, insa...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. |
|||||||||||||||||||
|
|
ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN; DÜŞÜNCELER PAYLAŞILDIKÇA ANLAM KAZANIR.
July 23 Konuşulan konu SİHİRLİ KÜRE_MAGICAL SPHERE :)
Alıntı SİHİRLİ KÜRE_MAGICAL SPHERE :) July 17 ANLAREğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... ÖLÜYORUM... Jorge Luis BORGES June 27 İstanbul ve Aşk!!İstanbul ve Aşk deyince belki insanın aklına ilk gelmesi gereken hususlardan bir tanesi mekanların insanlara olan hizmeti ve onlara sindirdiği güzellik duygusudur. Eğer bu mekanlar yaşadığınız yerler sizin içinize bir güzellik katıyorsa bu aşkın orada bir görüntüsüdür. Fatih’in İstanbul’u alırken aşk ile hareket etmiş olmasının getirdiği bir yaptırım vardır ki , II. Bayezid şehri imar ederken şehrin estetik boyutunu, yani insan ruhuna nasıl olumlu yansır sorusunu daima gündemde tutmuş ve şehri ona göre imar etmiştir. Biliyorsunuz İstanbul’u İstanbul yapan II.Bayezid’tır. Fatih'ten sonraki dönemde her tarafı o imar etmiştir. Yollar yapılmıştır, Bizans’a ait köhnelikler ortalıktan kaldırılmıştır, şehrin bütün güzellikleri ortaya çıkartılmıştır. Bizans’ın eserleri bile ortaya çıkartılmıştır. Hepsi korunmuştur ayrıca. Bütün bunlar içerisinde aslında II.Bayezid’in yapmak istediği şuydu: Bu şehir, şâirin ifadesiyle bilgelik madeni, irfan ocağı, sokaklarında mârifet satılan bir şehir. Mârifet kumaşlarının ölçüldüğü, kesildiği ve biçildiği, insan elbiselerinin mârifet kumaşıyla dikildiği, şehrin duvarlarının kültürle örüldüğü, kültüre yansımayan hiçbir tuğlanın hiçbir evin duvarına konulmadığı bir şehirden bahsediyoruz. Yani bu şehirde aşk illaki iki insanın birbirini sevmesi manasına gelmez. Belki Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin yokuşundan yukarı doğru tırmanırken insanın terlemesi manasına gelir, belki Yahya Efendi’nin orada bir akşam serinliğinde bir boğaz manzarasıdır aşk, öbür taraftan baktığınızda belki Ebû Eyyub-el Ensâri (r.a)’de iç dünyasına dalıp gitmenin adıdır. Yahut ta o derin serviliklerin altında mezarların içerisinde biraz kendisine dünya ve zaman kayıtlarından sıyrılmış bir ânın hikayesidir. Pierre Loti, Hatice hanım’a orada aşık olduysa Hatice hanımın çok güzelliğinden değildir. İstanbul'un güzelliğindendir. İstanbul’da böyle bir hayatı yaşamak istemesindendir birazda. Eyüp Sultan gibi Pierre Loti sırtı gibi bi yerden şehre baktığınız zaman yanınızda olan insanı güzel görmemeniz mümkün değildir!.. Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır Nedim YOLUNUZ BİRGİN ÜNİVERSİTEYE DÜŞERSE..June 07
YOLUNUZ BİR ÜNİVERSİTEYE DÜŞERSE...birgün yolunuz üniversiteye düşerse... Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi. Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse... Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse. Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse... Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa. Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse... Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa... Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır. Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir... tevbeTevbe Evladının acısıyla yanan bir anne kalkıp Kâinatı titreten bu şefkat seslenişiyle sunuyorum tevbemi... Kendisinden başka ilah olmayan Sübhan! Zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım Huzuruna alsan da beni böyle perişan Benim hakkımda olan hükmün başımda tâcım.. Allah'ım,günahkar bir sesleniştir bu. Günahların yükselemeyeceği yüce katına Şanın ne yücedir Sen'in ki; Mülk elindedir.. Ve Sen herşeye Kâdir'sin. Kudretin herşeye galiptir. Ve Sen çok bağışlayansın, Yedi göğü birbiriyle âhenk içinde yaratan sensin.. Dünya semasını kandillerle süsleyensin Sen'in ilmin en gizli işlerin bütün inceliğine nüfuz eder. Sen herşeyden hakkıyla haberdarsın Haberdarsın benden,dünümden,bugünümden ve yarınımdan Bir ömrü işte böyle yele verdim, savurdum Şimdi pişman,perişan gelip duaya durdum.. Geçmişi ve geleceği yüreğime aldım da Kendimi avuttum,nefsimi unuttum.. Kalbimin cennetinde nefsime uyan Âdem, O yüce dergaha gözlerimden seslenir, Ve Hz.Nuh,toplar kalbimde ne kadar duygu varsa, Nefsimin tufanından korumaya çalışır. Hz.İbrahim'in ateşe atıldığı mancınık yüreğimdedir benim Hz.Eyyub,bana sabreder.. Kendisinden başka ilah olmayan Sübhan! Zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım Huzuruna alsan da beni böyle perişan Benim hakkımda olan hükmün başımda tâcım.. Dursun Ali ERZİNCANLI
BÜTÜN KİTAPLAR BİR KİTABI ANLAYABİLMEK İÇİN OKUNUR
|
||||||||||||||||||
|
|