OTTO MAN 的个人资料Andolsun zamana ki, insa...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


12月24日

İSTEMENİN ESRARI

Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir.
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin.
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
hiç şüphen olmasın, başaramazsın!
Harpte muhabereleri kazananlar,
her zaman daha güçlüler veya
daha hızlı koşanlar değildir.
Er veya geç, başarmış bir kimse,
başaracağına inanmış bir insandır.

Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar,
Sende biter...
Yeter ki yürekli ol,
Tükenme, tüketme, tükettirme
İçindeki yaşama sevgisini...

Kalpten, çok içten bir şey dilediğimizde-istediğimizde Allah (c.c) bunu mutlaka
duyar,
ve ismimizin yanına not eder: "ayse'ye bir ev"... sonra, karamsarlıklarla
isyanlarla dolduğumuz bir gün kahrederiz "hadi canım, nerden olacak,
olamaz... " ve Allah (c.c) yine duyar, ismimizin yanına not düşer:
"vazgeçti"

Hayallerinizden Asla Vazgeçmeyin,

12月14日

SABIR

TDAĞ Olmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malum dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için öyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsimin hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.

 

Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki hayat sabra denktir. Ve sabır tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan’ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman nesv ü nema bulur.

 

Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur siman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsında öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan’la baş başa. Sonra gözlerin… Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar… Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin manayı… Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne manevi hediyeler paketliyor Yardan…

 

En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak… Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. “Olsun!” diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden. Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allah için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradan’ı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından…

 

Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki… Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lahuti ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini… Canım dediğin dönecek sırtını. Bir ah çekeceksin derinden ve anlamaya çalışırken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. “Sabır” diyeceksin, yine sabır… Eyyüp’lerin torunluğuna yakışır sabır…

 

Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de… Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül… Kalp kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki. Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına kurduğun nazenin kelimeler boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun latif cümleler öksüz bırakılır! Yok gönül yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak tabularına kale yapsınlar. Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile…

 

Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefa katsınlar. Yaradan’ın settar ismi beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül… Felaket tellalları susmasınlar isterlerse. Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden.

 

En geç surun sesi duyulduğunda tutacak ellerinde Resuller Resulü. Pes etme sabret gönül, sabret.

12月13日

BAŞKADIR BAŞKA

Leyla sevmek hostur amma
Mecnun olmak baskadır baska
Sarap içmek hostur amma
Ayık olmak baskadır baska.

Yare varmak hostur amma
Yaren olmak baskadır baska
Ates olmak hostur amma
Yanık olmak baskadır baska

Talip olmak hostur amma
Dengin bulmak baskadır baska
Asık olmak hostur amma
Sadık olmak baskadır baska

12月4日

EY SEVGİLİ

Andım yine seni, her şey yadımdan silindi
Hayalin gölümün tepelerinde gezindi
Bu bir serap olsa da, hafakanlarım dindi
Andım yine seni, her şey yadımdan silindi

Ufku dolduruyor, yetiyor, başka şey göremiyorsun
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam
Bir yolunu bulup gölünden içeri aksam
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam

Anladım vasfına ermek artık çok geç, saçlar bembeyaz
Hicranla yanan gölüm durmadan inleyecek
İnleyip, en taze hislerle hep bekleyecek
Yaş olsa da, ben taze hislerle yollardayım
Anladım, vasfına ermek artık çok geç

Kalbim, bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından
Ne olur, sana ulaşmak için kanadından bana bir tüy ver
Pervaz edeyim hep ardından
Kalbim, bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından

Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül
Gel, o baytan renklerinle gölüme dökül
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül
Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül

Mecnun gibi arkandan koşan kulun olayım
Bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım
Sensiz geçen bu acı rüyadan uyanayım
Mecnun gibi arkandan koşan kulun olayım

Aklım, uzakta kaldığı günleri saymakta
Asker gibi ne zaman terhis
Ruhuma sisli dumanlı bir kasvet yaymakta
Göster çehreni ki, güneş guruba kaymakta
Aklım, uzakta kaldığı günleri saymakta

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!