OTTO MAN 的个人资料Andolsun zamana ki, insa...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


6月27日

İstanbul ve Aşk!!

 

İstanbul ve Aşk deyince belki insanın aklına ilk gelmesi gereken hususlardan bir tanesi mekanların insanlara olan hizmeti ve onlara sindirdiği güzellik duygusudur. Eğer bu mekanlar yaşadığınız yerler sizin içinize bir güzellik katıyorsa bu aşkın orada bir görüntüsüdür.

Fatih’in İstanbul’u alırken aşk ile hareket etmiş olmasının getirdiği bir yaptırım vardır ki , II. Bayezid şehri imar ederken şehrin estetik boyutunu, yani insan ruhuna nasıl olumlu yansır sorusunu daima gündemde tutmuş ve şehri ona göre imar etmiştir. Biliyorsunuz İstanbul’u İstanbul yapan II.Bayezid’tır. Fatih'ten sonraki dönemde her tarafı o imar etmiştir. Yollar yapılmıştır, Bizans’a ait köhnelikler ortalıktan kaldırılmıştır, şehrin bütün güzellikleri ortaya çıkartılmıştır. Bizans’ın eserleri bile ortaya çıkartılmıştır. Hepsi korunmuştur ayrıca. Bütün bunlar içerisinde aslında II.Bayezid’in yapmak istediği şuydu:

Bu şehir, şâirin ifadesiyle bilgelik madeni, irfan ocağı, sokaklarında mârifet satılan bir şehir. Mârifet kumaşlarının ölçüldüğü, kesildiği ve biçildiği, insan elbiselerinin mârifet kumaşıyla dikildiği, şehrin duvarlarının kültürle örüldüğü, kültüre yansımayan hiçbir tuğlanın hiçbir evin duvarına konulmadığı bir şehirden bahsediyoruz. Yani bu şehirde aşk illaki iki insanın birbirini sevmesi manasına gelmez. Belki Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin yokuşundan yukarı doğru tırmanırken insanın terlemesi manasına gelir, belki Yahya Efendi’nin orada bir akşam serinliğinde bir boğaz manzarasıdır aşk, öbür taraftan baktığınızda belki Ebû Eyyub-el Ensâri (r.a)’de iç dünyasına dalıp gitmenin adıdır. Yahut ta o derin serviliklerin altında mezarların içerisinde biraz kendisine dünya ve zaman kayıtlarından sıyrılmış bir ânın hikayesidir.

Pierre Loti, Hatice hanım’a orada aşık olduysa Hatice hanımın çok güzelliğinden değildir. İstanbul'un güzelliğindendir. İstanbul’da böyle bir hayatı yaşamak istemesindendir birazda. Eyüp Sultan gibi Pierre Loti sırtı gibi bi yerden şehre baktığınız zaman yanınızda olan insanı güzel görmemeniz mümkün değildir!.. 

                             Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır 
                             Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

                             Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
                             Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

                                                   Nedim

YOLUNUZ BİRGİN ÜNİVERSİTEYE DÜŞERSE..

June 07

YOLUNUZ BİR ÜNİVERSİTEYE DÜŞERSE...

adsız

birgün yolunuz üniversiteye düşerse...
Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.

Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse...
Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.

Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...
Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.

Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa...

Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır.
Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir...

tevbe

Tevbe

Evladının acısıyla yanan bir anne kalkıp
Uzatırsa dergahına titreyen ellerini,
bu tevbemi sunuyorum o ellerle birlikte...

Gecenin bir vaktinde,
Herkes istedi
ği ile,sevdiğ
i ile hemhâlken,
Yetim kalmı
ş bir yürek sessiz sessiz ağ
larken,

Bakarsa bir an olsun yıldızsız gökyüzüne,
Ve melekleri inleten edayla seslenip,

"Allah " derse derinden,
Ve "lebbeyk" nidaları gelirse göklerinden,
O öksüz haykırı
ş
a katıyorum tevbemi...

Günahları yüzünden mahkum olur ya insan..
Kimse görmesin diye ,görüp gülmesin diye
Kirlenen ellerini kapatır ya yüzüne

Ve günlerce acıyla inler inler ya
Vicdanından yükselen alev gibi bin sesle
Uykusuz gecelerin ı
şıdığ
ı zamanda
Karanlı
ğın gökyüzüne yakın olduğ
u anda
Secdelere kapanıp;

"Ya Rabbi!Ben pi
şmanım,ben piş
manım Ey Rahman" diyerek geçer ya kendisinden

O pi
şman baygınlığ
a sunuyorum tevbemi...

Rahmeti yok etmek için yola çıkan (Hz.)Ömer'in
Kızkarde
şine karşı bazen şekatli abi,bazen güvenli baba Hattab oğ
lu Ömer'in
Hz.PEygamber nazarını gözleri ile içerken,günahlarına döktü
ğ
ü inci taneleriyle süslüyorum tevbemi..

Kendisinden ba
ş
ka ilah olmayan Sübhan
Zalimlerden oldum ki;merhamete muhtacım.
Huzuruna alsan da beni böyle peri
ş
an
Benim hakkımda olan hükmün,ba
ş
ımda tâcım...

Simsiyah ve pis köle diye hakaretler var Habe
ş
linin gözlerinde
Güne
ş batmayı hiç bu kadar istememiş
tir

Çöl, serinli
ğe böylesine hasret duymamış

Ve bir ta
ş pamuk kadar hafif olmayı bu denli istememiş
tir

Çünkü bir B
İlal vardır ortada..Ve kucağ
ında bir kaya..
İ
nkar tekliflerine ızdırap yüklü o dil,taptaze bir ruhla cevabı dillendirir

"Allah bir,Allah bir"

Kumların üstündeki o simsiyah bedenden dökülen terlerle yıkıyorum tevbemi

Sava
ş
tan dönen nazlı (Hz.)Nebi (Aleyissalatu Wesselam)
Üstü ba
ş
ı toz toprak içinde

Onu bu halde merhamet timsali kızı Fatımat'uz Zehra görünce
Gözya
ş
larına engel olamaz.

Bir yandan babacı
ğ
ının yüzünü,gözünü siler..
Bir yandan da anne gibi konu
ş
ur;

-Seni Yaradan'a kurban olayım
Sana böyle ne yaptılar?

Ey Hz. Fatıma!yakı
ş
masa da bu varlık o ismi anmaya
Seni her anı
ş
ta "anne" dedim..Fatıma,annem dedim..

Bir menek
şem var ş
imdi.
İ
smini Hüseyin koydum
Ona her su veri
ş
te,içimin Kerbela'sı serinler..
Sonra sen sanki tebessüm edersin ötelerden
Senin o güzel ismine katıyorum tevbemi..

Ah Taif!Dünya kendi hâline bırakılsa dönmezdi..
İyice yaklaşarak,kavururdu dünyayı güneş kendi haline bırakılsaydı eğ
er.

Toprak parça parça bölünür,
Taif denen noktada da
ğlar dümdüz olurdu, o evet deseydi eğ
er...

Bin bir umutla gelen göklerin sevgilisi,yerlerin Efendisi(Sallallahu Aleyhi Vesellem) sızıyı yudumladı..

Ve gök ehli a
ğ
ladı.

Ona atılan her ta
ş
,sonsuza kadar mahzun kalacak.
O bir evet deseydi,sineler çatlayacak,Taif yok olacaktı...

Ama kanlar içinde ellerini kaldırıp,

Allahım!" dedi Resul Aleyhisselam..

Bir anda her
ş
ey sustu..

İsrafil doğruldu,Mikail doğ
ruldu,Azrail'de pür dikkat
Ve hüzün Cebrai'de..
Melekler ihtizazda,i
şaret bekliyor arş
..

Kâinatta tek ses yok..
Çünkü ar
şa doğ
ru uzanan bu eller,Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'e aitti.
Ve biliyor ki alem,o ne isterse olur.
Sema biliyor ki reddedilmez iste
ğ
i

"Allah'ım dediyse Habib,hele acı içinde,gözlerinde ya
ş
, baktıysa maveraya,
Kanı donar dünyanın,ukbanın donar kanı...
Açıldı son Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem'in nurdan nur dudakları

Ve seslendi Rabbine:

Allahım,acziyetimi sana
şikayet ediyorum,sana ş
ikayet ediyorum azciyetimi.."

Kâinatı titreten bu
şefkat seslenişiyle sunuyorum tevbemi...

Kendisinden ba
ş
ka ilah olmayan Sübhan!
Zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım
Huzuruna alsan da beni böyle peri
ş
an
Benim hakkımda olan hükmün ba
ş
ımda tâcım..

Allah'ım,günahkar bir sesleni
ş
tir bu.
Günahların yükselemeyece
ğ
i yüce katına
Ş
anın ne yücedir Sen'in ki;

Mülk elindedir..
Ve Sen her
ş
eye Kâdir'sin.
Kudretin her
ş
eye galiptir.
Ve Sen çok ba
ğış
layansın,

Yedi gö
ğ
ü birbiriyle âhenk içinde yaratan sensin..
Dünya semasını kandillerle süsleyensin
Sen'in ilmin en gizli i
şlerin bütün inceliğ
ine nüfuz eder.
Sen her
ş
eyden hakkıyla haberdarsın

Haberdarsın benden,dünümden,bugünümden ve yarınımdan

Bir ömrü i
ş
te böyle yele verdim, savurdum
Şimdi pişman,periş
an gelip duaya durdum..

Geçmi
şi ve geleceği yüreğ
ime aldım da
Kendimi avuttum,nefsimi unuttum..

Kalbimin cennetinde nefsime uyan Âdem,
O yüce dergaha gözlerimden seslenir,
Ve Hz.Nuh,toplar kalbimde ne kadar duygu varsa,
Nefsimin tufanından korumaya çalı
ş
ır.
Hz.
İbrahim'in ateşe atıldığı mancınık yüreğ
imdedir benim

Hz.Eyyub,bana sabreder..

Kendisinden ba
ş
ka ilah olmayan Sübhan!
Zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım
Huzuruna alsan da beni böyle peri
ş
an
Benim hakkımda olan hükmün ba
şımda tâcım..




Dursun Ali ERZ
İNCANLI